Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan bir alt komisyon toplantısına katılması, siyaset kulislerinde ve Meclis koridorlarında hararetli bir tartışmaya yol açtı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, bu durumu kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlali ve yasama organının denetim yetkisinin zedelenmesi olarak nitelendirirken, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kanadı ise bakanın katılımının teamüllere uygun ve Meclis İçtüzüğü’ne aykırı olmadığını savundu.
Tartışmanın fitili, “Kadınlara Yönelik Nefret Söyleminin Boyutlarının ve Etkilerinin Belirlenmesi ile Alınması Gereken Tedbirlerin Değerlendirilmesi” gündemiyle toplanan alt komisyonun açılışında, Bakan Göktaş’ın katılımcılar arasında yer almasıyla ateşlendi. Muhalefet sıralarından yükselen itirazlar, Meclis’teki yasama-yürütme ilişkilerinin sınırlarını bir kez daha gündeme taşıdı.
Alt Komisyon Toplantısına Katılım Neden Tartışma Konusu Oldu?
TBMM’deki komisyonlar ve alt komisyonlar, milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetlerini yürüttüğü önemli platformlardır. Parlamenter geleneğe göre, bakanlar genellikle genel kurulda veya komisyonlarda, kendilerine yöneltilen soruları yanıtlamak ya da bilgi vermek üzere davet üzerine bulunurlar. Ancak bir alt komisyonun çalışma toplantısına üye gibi katılım, muhalefet tarafından yasama bağımsızlığına müdahale olarak yorumlandı.
CHP’den Sert Eleştiriler: “Bu Kabul Edilemez Bir Durumdur”
CHP Grup Başkanvekili Lale Karabıyık, Meclis’in kendi çalışmalarında bakanların katılımcı olarak yer almasının doğru olmadığını belirterek, “Komisyonlar yürütmeyi denetler, yürütme komisyonu denetleyemez. Bu, içtüzüğe ve teamüllere aykırıdır” ifadelerini kullandı. Karabıyık, bu durumun Anayasa’daki kuvvetler ayrılığı prensibine aykırı olduğunu vurguladı.
CHP Kütahya Milletvekili Dr. Ali Fazıl Kasap ise bakanın katılımını “kabul edilemez” olarak değerlendirdi. Kasap, “Bakanlar, komisyonları denetlemez, komisyonlara bilgi verirler. Bir alt komisyonun açılışına, tıpkı komisyonun bir üyesi gibi katılması, yasama organının bağımsızlığına gölge düşürmektir” dedi. Ayrıca, bakanların alt komisyonlarda yer almasının yasama faaliyetlerini etkileyeceğini ve denetim mekanizmasını işlevsiz hale getireceğini öne sürdü.
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili olan CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Gamze Akkuş İlgezdi de duruma tepki gösterdi. İlgezdi, komisyonların çalışma usullerinin ve teamüllerin açık olduğunu belirterek, yasama organının yürütme tarafından denetlenmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağının altını çizdi. Komisyonların bağımsızlığını korumanın önemine dikkat çekti.
AKP’den Savunma: “Bakanın Bilgi Verme Hakkı Var”
AKP Grup Başkanvekili ve Adana Milletvekili Jülide Sarıeroğlu, muhalefetin eleştirilerine yanıt verdi. Sarıeroğlu, Bakan Göktaş’ın kadınlara yönelik nefret söylemi gibi hassas bir konuda uzmanlığı ve yetkisi dahilinde bilgi sunmasının değerli olduğunu belirtti. Daha önceki dönemlerde de bakanların komisyon ve alt komisyon toplantılarına katılarak görüşlerini dile getirdiklerini ve bunun Meclis çalışmalarına katkı sağladığını ifade etti.
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AKP Bursa Milletvekili Mustafa Varank da tartışmaya müdahil oldu. Varank, Meclis İçtüzüğü’nün 184. maddesinin bakanların Genel Kurul ve ihtisas komisyonlarının toplantılarına katılabileceğini ve bu toplantılarda söz alarak bilgi verebileceklerini düzenlediğini hatırlattı. Alt komisyonların da esasen ihtisas komisyonlarının bir parçası olduğunu belirten Varank, “Bakanın bu toplantıda bulunması olağanüstü bir durum değildir, tam aksine Meclis İçtüzüğü’ne uygundur ve daha önce de örnekleri mevcuttur” şeklinde konuştu. Varank, bakanın uzmanlık alanıyla ilgili konularda bilgi sunmasının önemine vurgu yaptı.
Kuvvetler Ayrılığına Gölge Mi Düştü?
Bu olay, Türkiye’de parlamenter denetim ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda süregelen tartışmaları yeniden alevlendirdi. Muhalefet, bakanın alt komisyon toplantısına “katılımcı” sıfatıyla dâhil olmasının, yürütmenin yasama üzerindeki etkisini artıracağı ve denetim mekanizmasını zayıflatacağı endişesini taşırken, iktidar ise bunu Meclis çalışmalarına katkı sunma ve uzman görüşlerini paylaşma çerçevesinde değerlendiriyor. Tartışmanın, Meclis’in işleyişine dair farklı yorumları bir kez daha gözler önüne serdiği belirtiliyor.
