Türkiye’de kadın cinayetleri ve erkek şiddeti alarm veren seviyelere ulaşırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu sistematik soruna karşı yetersiz kaldığı eleştirileri artıyor. 2024 yılının ilk üç ayında en az 58 kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirirken, Bakanlığın uyguladığı politikalar ve veri şeffaflığı konusundaki eksiklikler, kamuoyunda derin endişelere yol açıyor.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yönelttiği bir dizi soru önergesine verilen yanıtlarda, birçok temel veri sorusuna “veriye rastlanılmamıştır” veya “bilgi bulunmamaktadır” şeklinde cevap verilmesi, Bakanlığın şiddetle mücadeledeki etkinliğini sorgulatıyor. Bu durum, artan şiddet vakalarına rağmen resmi mercilerin meseleyi bütüncül bir yaklaşımla ele almadığı algısını güçlendiriyor.
Kadın Cinayetlerinde Endişe Verici Artış: Sayılar Ne Diyor?
- 2024 Yılı İlk Üç Ayı:
- Ocak: 17 kadın cinayeti
- Şubat: 10 kadın cinayeti
- Mart: 31 kadın cinayeti
- Toplam: En az 58 kadın cinayeti
- 2023 Yılı Genel Durum:
- Bakanlık verilerine göre, 2023 yılında partnerleri veya eski partnerleri tarafından öldürülen kadın sayısı 247 olarak kaydedildi.
- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre ise 2023 yılında toplam 315 kadın cinayeti işlendi. Bu çelişen veriler, şeffaflık ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bakanlığın Yetersiz Yanıtları ve Eleştirilen Politikalar
Gülistan Kılıç Koçyiğit’in Bakanlığa yönelttiği sorular, şiddetle mücadelede kritik öneme sahip alanlardaki boşlukları ortaya koydu. Örneğin, kadına yönelik şiddet vakalarında kaç koruma kararı verildiği, KADES uygulaması üzerinden yapılan ihbarların hukuki süreçlere nasıl yansıdığı, hatta sığınma evlerinde kalan kadınlardan kaçının yeniden şiddete uğradığı gibi temel sorulara tatmin edici yanıtlar verilemedi. Bu durum, veri toplama ve analizindeki yetersizlikleri işaret ediyor.
KADES uygulamasının kullanımı konusunda Bakanlık, 6 milyon indirme, 1.5 milyon aktif kullanıcı ve 720 bin ihbar yapıldığı bilgisini paylaşırken, bu ihbarların ne kadarının somut hukuki süreçlere dönüştüğü veya kadınların güvenliğini sağlamada ne denli etkili olduğu gibi konularda bilgi sunmaması dikkat çekti.
Sığınma Evleri ve Bütçe Kısıtlamaları
Şiddetten kaçan kadınlar için hayati öneme sahip sığınma evleri konusunda da ciddi eksiklikler bulunuyor. Bakanlık, toplam 147 sığınma evi ve 3.624 kişilik kapasiteye sahip olduğunu belirtirken, bu rakamların artan şiddet vakaları karşısında yetersiz kaldığı biliniyor. Yetkinin kendisinde olmasına rağmen Bakanlığın yeterli sayıda sığınma evi açmaması eleştirilere neden oluyor.
Daha da vahimi, kadının güçlenmesi ve şiddetle mücadele projelerine ayrılan bütçelerde önemli kesintiler yaşanması. 2023 yılında 40 milyon TL olan bu bütçenin, 2024 yılı için yüzde 50 azaltılarak 20 milyon TL’ye düşürülmesi, Bakanlığın şiddetle mücadeledeki önceliklerini sorgulatıyor.
İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmenin Etkileri
Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası bir mihenk taşı olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, Bakanlığın mevcut politikalarının zayıflığını daha da gözler önüne seriyor. Sözleşme’nin getirdiği “önleme, koruma, kovuşturma ve politika oluşturma” yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde yaşanan sorunlar, kadın örgütlerinin ve muhalefetin ısrarlı uyarılarına rağmen devam ediyor.
Kadınların yaşam hakkını savunma mücadelesi sürerken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sadece istatistiklerle değil, somut ve kapsamlı eylem planlarıyla hareket etmesi gerektiği vurgulanıyor. Veriye dayalı, şeffaf ve etkin politikalar üretilmesi, erkek şiddetinin önlenmesi ve kadınların güvenliğinin sağlanması için hayati önem taşıyor.
