Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, döneme ait tartışmalı olaylar ve iddialar gündeme gelmeye devam ediyor. Son olarak, 2013 yılında henüz 9 yaşında bir çocuk olan tanığın, emniyet yetkilileri tarafından “molotof kokteyli” ve “silah” gördüğüne dair yalan ifade vermesi için baskı gördüğü ortaya çıktı. Bugün 20 yaşında genç bir yetişkin olan S.D., yıllar sonra yaşadıklarını tüm detaylarıyla anlattı ve dönemin polis raporlarında kendisi ile annesine yönelik asılsız iddiaların yer aldığını belirtti.
Olay, Gezi Parkı protestolarının yoğun yaşandığı 2013 yılının Mayıs ayında, bir ihbar üzerine emniyet mensuplarının S.D.’nin evine gelmesiyle başladı. İddiaya göre, polisler 9 yaşındaki S.D.’den Gezi Parkı’nda “molotof kokteylleri ve silahlar” gördüğüne dair ifade vermesini istedi. Ancak çocuk, annesinin de telkinleriyle bu talebi reddetti ve gerçekten görmediği şeyleri söylemeyeceğini belirtti. Bu reddediş, dönemin emniyet kayıtlarında şaşırtıcı bir biçimde S.D. ve annesine yönelik asılsız suçlamalara dönüştü.
Olayın Perde Arkası: 2013 Yılına Dönüş
2013 yılında, Gezi Parkı eylemleri sırasında birçok gözaltı ve olay yaşanırken, S.D.’nin yaşadığı deneyim, dönemin atmosferini ve bazı manipülasyon girişimlerini gözler önüne seriyor. S.D.’nin ifadesine göre, olaydan bir gün önce emniyet amirleri tarafından kendisine, “Sen gördüğünü söyleyeceksin. Molotof kokteyl, silah, patlayıcı madde gördüğünü söyleyeceksin” şeklinde baskı yapıldığı iddia edildi. Çocuğun, annesiyle birlikte bu baskıya direndiği ve gerçek dışı ifade vermeyi reddettiği belirtildi.
Emniyet Raporundaki Şok İddialar
S.D.’nin o dönemde yalan ifade vermeyi reddetmesi üzerine, emniyet tarafından hazırlanan bir rapor yıllar sonra, 2024 yılında gün yüzüne çıktı. Bu raporda, 9 yaşındaki çocuğun “beyninin yıkandığı” ve annesinin de “provokatör olduğu” gibi akıl almaz iddialara yer verildiği görüldü. Rapor, çocuğun ifadelerindeki çelişkinin nedeninin “annesinin yönlendirmesi” ve “beyin yıkama” operasyonu olduğu şeklinde sunulmuştu. Bu durum, yargı süreçlerine etki etme potansiyeli taşıyan bir belgenin ne denli öznel ve yanıltıcı bilgilerle hazırlandığını ortaya koydu.
Çocuğun Beyanı: “Bana Bunu Söylettirmek İstediler”
Bugün 20 yaşında bir genç olan S.D., yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “2013 yılında 9 yaşındaydım. Annemle birlikte Gezi Parkı’na gitmiştik. Emniyet görevlileri eve gelip beni aldılar, karakola götürdüler. Bana ‘Sen orada molotof kokteyli, silah, patlayıcı gördüğünü söyleyeceksin’ diye baskı yaptılar. Annem de yanımdaydı, o da gördüğümüzü söylemememi, doğruyu söylememizi söyledi. Annemin telkinleriyle ben de görmediğimi, o yüzden böyle bir şey söyleyemeyeceğimi belirttim.” S.D., raporu okuduğunda ise büyük bir şok yaşadığını, annesinin ‘provokatör’ olarak gösterilmesinin ve kendisinin ‘beyninin yıkandığı’ iddialarının tamamen asılsız olduğunu vurguladı.
Ne Anlama Geliyor?
Bu olay, Gezi Parkı eylemleri sırasında devlet kurumları nezdinde delil yaratma ve karşıt bir algı oluşturma çabalarının ne denli ileri gidebildiğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Küçük bir çocuğun tanıklığı üzerinden siyasi bir manipülasyon girişiminin belgelenmesi, Gezi Parkı davalarının ve genel olarak Türkiye’deki adalet süreçlerinin şeffaflığı ve tarafsızlığı konularında ciddi soruları beraberinde getiriyor. O dönemdeki birçok davanın ve kararın, benzer manipülasyonlara dayanıp dayanmadığı sorusu ise cevapsız kalıyor.
