Türkiye’de pirinç üreticileri, artan maliyetler ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) belirlediği düşük alım fiyatları arasında sıkışırken, ithal pirinç politikaları da yerli üretimi derinden etkiliyor. Bu durum, çiftçiyi zarara sürüklerken, nihai tüketici market raflarında fahiş fiyatlarla pirinç almak zorunda kalıyor. Üretici ve tüketici arasındaki devasa fiyat makası, sektördeki yapısal sorunları ve aracıların kar marjlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Pirinç Üreticisinin Çıkmazı: Artan Maliyetler ve Düşük Alım Fiyatları
Pirinç tarlalarında alın teri döken çiftçiler, bu sezon da büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Gübre, mazot, elektrik ve işçilik gibi temel girdilerdeki astronomik artışlar, pirincin üretim maliyetini ortalama 20-22 TL/kg seviyelerine taşıdı. Baldo pirinç için bu maliyetin bazı bölgelerde 25 TL/kg’ye kadar çıktığı belirtiliyor. Ancak TMO, Baldo için 18 TL/kg, Osmancık için ise 16.5 TL/kg gibi, maliyetin çok altında kalan alım fiyatları açıkladı. Bu fiyatlar, çiftçinin emeğinin karşılığını almasını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda onları her kilogramda zarara sokuyor.
İthalat Politikalarının Gölgesinde Yerli Üretim
Yerli üreticinin yaşadığı bu zorluklar, ülkenin ithalat politikalarıyla daha da derinleşiyor. Türkiye, yıllık yaklaşık 1 milyon ton pirinç tüketimine karşılık 950 bin ton üretim kapasitesine sahip. Kalan açığı kapatmak amacıyla yapılan pirinç ithalatı, özellikle gümrük vergisi muafiyetleri veya düşük vergilerle gerçekleştiğinde, yerli üreticinin rekabet gücünü sıfırlıyor. Ortadoğu, Uzakdoğu ve Avrupa ülkelerinden gelen ithal pirinç, ton başına 600-650 dolar maliyetle Türkiye’ye giriyor ki bu da güncel kurla yaklaşık 19.5-21 TL/kg’ye tekabül ediyor. TMO’nun da bu ithal pirinci alarak iç piyasaya sunması, yerli üreticinin elindeki ürünü satmakta zorlanmasına ve fiyat baskısı altında kalmasına yol açıyor.
Tüketicinin Kaderi: Fahiş Fiyatlar ve Aracılar
Çiftçinin kilogramı 18 TL’den satmaya mecbur bırakıldığı pirinç, market raflarına geldiğinde 40-50 TL/kg seviyelerinden alıcı buluyor. Üretici fiyatı ile tüketici fiyatı arasındaki bu %150’yi aşan fark, aracıların ve perakende zincirlerinin kar marjlarının ne denli yüksek olduğunu açıkça gösteriyor. Bu durum, hem üreticinin hakkını gasp ediyor hem de dar gelirli tüketicinin temel gıda maddesine erişimini zorlaştırıyor. Tüketiciler, pahalı pirinci sofrasına getirmek için bütçelerinden daha fazla pay ayırmak zorunda kalırken, bu durumun enflasyonist etkileri de göz ardı edilemez.
Geleceğe Yönelik Endişeler: Üretimden Çekilme Riski
Mevcut politikaların devam etmesi halinde, pirinç üreticileri tarlalarını ekmekten vazgeçme noktasına gelebilir. Zaten dar bir alanda (yaklaşık 1.2 milyon dekarda) gerçekleştirilen pirinç üretimi, çiftçinin zarar etmesiyle birlikte daha da azalacak ve Türkiye’nin dışa bağımlılığı artacaktır. Bu durum, uzun vadede gıda güvenliği açısından ciddi riskler taşımakta ve ülke ekonomisine olumsuz yansımaları beraberinde getirmektedir.
Çözüm İçin Çağrılar: Destekleyici Politikalar Şart
Sektör temsilcileri ve çiftçi örgütleri, Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve TMO’ya acil önlemler alınması çağrısında bulunuyor. Çözüm önerileri arasında şunlar yer alıyor:
- TMO’nun alım fiyatlarının güncel üretim maliyetleri ve makul bir kar marjını yansıtacak şekilde revize edilmesi.
- İthalat politikalarının, yerli üretimi koruyacak şekilde düzenlenmesi ve gümrük vergisi muafiyetlerinin dikkatle değerlendirilmesi.
- Çiftçilere yönelik gübre, mazot ve elektrik gibi girdi desteklerinin artırılması.
- Aracıların ve perakende zincirlerinin kar marjlarını denetleyecek mekanizmaların oluşturulması.
Bu adımlar atılmadığı sürece, Türk pirinç üreticisi tarlasından, tüketici ise sofrasından vazgeçmek zorunda kalacak; acı pirinç hikayesi devam edecektir.
